Bu makalemde biraz eleştiri biraz öneri birazda istekte bulunuyor gibi olabilirim.
Yazıya nerden başlıcam bilmiyorum, şu son günlerde gördüğüm yaşadığım kadarı ile herkes kendi çapında seocu olduğu iddaa etmekte ilk sayfalara çıkmak içinse amansız bir mücadele var bu mücadeleyi yapanlarda seocuyum diye geçiniyor.
Google ise buna fazla taviz vermesede genede önüne geçemiyorlar, olay çok basit gördüğüm kadarı ile her yabancı blogtan yok film izle, yok okey oyna, yok sohbet vs. vs. bir çok link içeren yorumlar var. Bu yorumları yapmalarının amacı kendilerine o blogtan bağlantı vermiş gibi gösterip kendi anahtar kelime sıralamalarını google'da çıkarmak ve pagerank için backling yapmak. Amaç bu oluncada başaranlarda seocuyum diye ortalıklarda dolanmaya başlıyolar.
Hiç hoş olmayan bu mevzuda soluk soluğa bir çatışma var, ve gördüğüm kadarı ile çok gereksiz siteler yüksek sıralarda bulunmakta. İsteğim bu işleri herkesin bileğiyle, alnının teriyle özgün içerikleriyle yapması, ama bu çok zor gibi gözüküyor. Umarım googleda bunun önüne geçer ve bu işe gerçekten gönül verenler kazanır.
Nedir Bu Seo&Backling Çılgınlığı
2/3/2009 · Kategori: Kultur
Dünyanın en tehlikeli hacker grubu!!!
2/3/2009 · Kategori: Kultur
Dünyanın en tehlikeli hacker grubu olan DHG’nin bir üyesi yapabildiklerini açıkladı:
Sanal alemin yer altı dünyasında yaşanan uluslararası hakimiyet savaşlarıyla kaosa süreklenen internet’te, hack sitelerinden eğitim alanlar banka, gsm ve limited şirketleri hedef alıyor. Dünyanın en tehlikeli Hacker grubu olan DHG (Danger Hacker Groups) üyesi S.G., web sitelerinin yanısıra, internet ve bluetotuh (telsiz bağlantı) Bankaları, GSM operatörlerine ve ABS fren sistemlerine hakim olduklarını söyledi.
Silahlı soygunların ve hesaplaşmaların yerinde şimdilerde kan yok, silah yok ve kavga yok. Ancak tehlike tahmin edilenden daha büyük. Bir kaç dakikada uluslararası iletişim araçları düşürülüyor, milyonlarca dolar çalınabiliyor ya da kişisel gizlilik derecesi olan bilgilere el konulabiliyor. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte Hacker (şifre kırıcıları)’lar sanal ortamda tasarladığı ordularla uluslararası arenalarda savaşıyorlar. Bu savaşta bir çok ülkenin resmi sitesi ya da özel şirketlerin web siteleri sebep aranmaksızın hedef olabiliyor. Ancak şifre kırıcıları kendi web sitelerinde daha çok üye (savaşçı) toplamak için verdikleri hacker’lık eğitimini alan kişiler iyi bir şifre kırıcı olduklarını anladıkları zaman meziyetlerini kolay yoldan para kazanmakta kullanıyorlar.
“BANKALARI, GSM OPERATÖRLERİNİ KONTROL EDEBİLİYORLAR”
Dünyanın en tehlikeli hacker grubu olan ‘International Danger Hacker Groups’ da binlerce şifre kırıcı gruplarından yalnızca bir tanesi. Onları diğer şifre kırıcılardan ayıran ise adından da anlaşılacağı gibi uluslarası tehlikeli hackerlerin bir araya gelerek eylemlerini yürütmesi. Grubun 150 üyesi var. Türkiye’den ise yalnızca sekiz kişi yer alıyor. Tabi bu sekiz kişinin dört tanesi yurt dışında faaliyetlerini yürütüyor. Bunlardan biride 24 yaşındaki Diyarbakır’lı S.G. internetteki nicki ise ‘c@rlosdennis’. Bankadan binlerce dolar hesabına aktardı, cep telefonlarını dinledi, araçların elektronik fren sistemlerini kilitledi ve binlerce web sitesi çökertti. Ajan olduğu gerekçesiyle defalarca gözaltına alındı, bir takım kişiler tarafından bilişim suç teklifleri geldi. Ancak şimdilerde ise Diyarbakır’da cep telefonu tamiri yapıyor. Onun telefon tamirciliği yapmasındaki neden ise diğer şifre kırıcılar kadar şanslı olamayışı. Çünkü 1997 ve 2001 yılında girdiği iki ayrı bankanın hesabından kendi hesabına parayı aktardıktan sonra hepsini bir defada çekmeye çalışınca güvenlik güçlerince yakalanmış. İstanbul’a yerleşen S.G. notebook bilgisayarıyla özel bir bankanın Bankamatik (ATM)’sinden C++ (Cplus) ve (delphi-5) programlarını kullanarak, yazdığı yazılımı bluetouth yoluyla maximum nakit para çekim sınırının üç katı para çekmeyi başarmış. Kod adıyla c@rlosdennis, daha sonra ABS fren sistemlerini kontrol etmek için yazılım programları yapmış. Ancak programı test etmek için hareket halindeki bir aracın fren sistemini kilitlemesi gerekiyormuş. Kendı deyimiyle uygun ‘av’ arayan S.G. 1999 yılında İzmir’in Bornova yolunda gözüne kestirdiği 34 JVC ... plakalı BMW marka bir aracın fren sistemine 1 kilometre mesafeden girerek aracın fren sistemini kilitlemiş. Fren sistemini kontrol edemeyen şoför ise karşı yönden gelen büyükbaş hayvan taşıyan bir kamyonla çarpışmış. Maddi hasara neden olan kazanın hemen ardından olay yerinden uzaklaşan S.G’nın evine bir hafta sonra polis baskın düzenleyerek yakalamayı başarmış. Baskında notebook bilgisayarın hard diskini kullanılamaz hale getirip, kendi kurduğu program Cd’lerini de gaz ocağında yakmış. S.G’yı gözaltına alan polisler ise delil kabul edebileceklerini düşündüklerini bozuk notebook ve yanmış CD’lere el koymuş. Ancak hakim karşısına çıkan S.G. delil yetersizliğinden sadece göz hapsine alınmış.
“ATM VE BANKA HESAPLARINA GİREBİLİYORLAR “
Ancak göz hapsindeyken isminin açıklanmasını istemediği birinin özel bir bankanın yurt dışındaki şubesinin hesaplarına girmesi için teklif getirdiğini ve karşılığında paranın yüzde 30’unu kendisine vereceğini söylemesi üzerine teklifi kabul etmiş. Ancak sadece hesapta hakkı olduğuna inandığı 190 bin doları kendi hesabına aktardıktan sonra kayıplara karışan c@rlosdennis, aktardığı paranın hepsini bir anda çekmeye kalkınca yakayı ele vermiş. İzmir’de hakim karşısına çıkarılan nam-ı değer ‘c@rlosdennis’e delil yetersizliği ve yasalarda bilişimde suç’un olmayışı nedeniyle sadece aktarılan paranın tekrar bankaya iadesine ve 30 gün süreyle göz hapsi cezasına çarptırılmış. Üstelik mahkeme kaytılarında hesaplarda yaşanan bir karışıklığın neden olduğu yansımış.
c@rlosdennis’in yaptıkları bununla da bitmiyor. Göz hapsinin bitmesiyle İstanbul’da faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasınında maliyeye olan vergi borcunun üçte birini yine bilişim teknolojisiyle kapatmış. Ancak daha sonra Ege Üniversitesi öğretim görevlisi bir bayanın kocasının cep telefonunu dinlemesi için getirdiği teklif onun hacker’lık ta ki sonu olmuş. Telefonu dinleyen c@rlosdennis detayları bayana ilettikten sonra kocasının ısrarı üzerine dinleyen kişinin kim olduğunu öğrenen eş’i; S.G’yı mahkemeye verince her şey su yüzüne çıkmış. Yine İzmir adliyesinde hakim karşısına çıkan S.G. 6 ay ağır hepis cezasına çarptırılmış. Cezanın üçte ikisini yatmasına karar verilen S.G., 2001 yılında 45 gün cezaevinde yattıktan sonra tahliye olmuş. Şu anda yurt dışına çıkma yasağı var ve göz hapsi sürüyor.
S.G ya da kod adıyla c@rlosdennis “Bir iş yapacağım zaman Rox adlı bir ilaç kullanıyordum. Reflekslerimi düzenliyordu, çünkü zaman bizim için çok önemli, ellerinizin titremesiyle klavyenizdeki yalnış bir tuşa basmanız bile güvenlik sistemlerini harekete geçirebilir. Kalvyeniz sizin silahınızdır, onunla hem savunabilir hemde saldırabilirsiniz” diyor. Türkiyede dahil olmak üzre dünyada bilişim sektörüne hemen hemen tüm insanların merak salmasının yakın gelecekte güvenliği olmayan bir dünya oluşturacağını söylüyor. GSM operatorlerinin web sitelerine girilebileceğinin ve abonelerin kişisel bilgilerine girmenin doğru yazılım programıyla yapılabiceği belirtliyor. Banka hesaplarının network güvenlik sistemlerinin 256 kilobit’ e çıkarılmış olmasının bile hacker’leri durduramayacağını söyleyen S.G., internet kullanımında vatandaşların daha dikkatli davranmasını söylüyor.
“KÜRESEL ÖZGÜRLÜKTEN KÜRSEL TEHDİTE DOĞRU “
Sanal alemin yeraltı dünyasındaki soygun ve savaşların devam etmesi halinde hacker sayısıda çoğalacak ve iletişimde interneti tercih eden insanların güvenliği de ortadan kalkmış olacak. 21.yüzyıl teknolojilerine ayak uydurmaya başlarken internetle beraber sahip olunan “küresel özgürlük”, virüsler ve benzeri uygulamalar aracılığıyla yaşanan sanal korsanlık faaliyetleriyle güvenliği tehdit edilmekte. Dolayısıyla bu “küresel özgürlük”, bir anlamda “küresel tehdit” olarak insanların karşısına çıkacaktır. Sanal korsanların telefon ve bilgisayar teknolojisini en iyi şekilde bildikleri, istedikleri telefon numarasını arızalı gösterebildikleri, yanlış adreslere binlerce dolarlık fatura gönderdikleri, sık aranan acil telefon numaralarını şaka olsun diye istedikleri bir telefon numarasına yönlendirdikleri biliniyor.
Sanal korsanlardan korunmak için bilinmeyen e-postaların açılmaması, chatte tanıştıkları kişilere özel MSN adreslerinin verilmemesi ve MSN adresinden dosya kabul edilmemesi alınacak öncelikli tedbirler arasındayer alıyor. Ayrıca birden fazla ayrı virüs programınında bilgisayara dahil edilmesi güvenlik seviyesini internet kullanıcıları için daha güvenli kılıyor.
YENİ TCK İLE HACKER’LERE DA CEZA GELDİ
Türk Ceza Kanunu’daki düzenlemelere göre bilişim suçu işleyenlere de para ve hapis cezaları geliyor. 1 Haziran tarihinde yürürlüğe giren Yeni Türk Ceza Kanunu (YTCK)’na göre 1 yıldan 4 yıla kadar ağır hapis cezasına çarptırılacak. Türk Ceza Kanunu onuncu bölüm 243. madde’sine göre “Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir” şeklinde. Aynı bölümde yer alan 244. madde’de ise “Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde TCK’daki yerini alıyor.
İnternet Korsanları Partisi --BEDAVA FİLM,MÜZİK VE OYUN İLE İLGİ
2/3/2009 · Kategori: Kultur
İsveç'te internetten bedava film, müzik veya oyun indirilmesinin cezalandırılmasına karşı olanlar, meclise girebilmek için parti kurdu.
''Korsan partisinin'' lideri Rickard Falkvinge, AFP muhabirine ''Partimiz eylülde yapılacak seçimlere katılacak'' dedi.
Partinin önceki gün açılan internet (genel ağ) sitesinde yapılan açıklamada da seçim kampanyalarının tek konusunun ''internetteki dosyaların paylaşımının cezadan muaf tutulması ve entelektüel mülkiyetin kaldırılması'' olacağı belirtildi.
Tahminlere göre, 9 milyon nüfusa sahip İsveç'te yaklaşık bir milyon kişi internette dosyaları paylaşıyor. İnternetteki bu ''korsanlıkla'' mücadele amacıyla 7 ay önce yasa çıkarıldı.
İsveç'te son aylarda klasik sağ ve sol partilerin dışında değişik partiler kuruluyor. Sağlık hizmeti ve kurumlarının iyileştirilmesini hedefleyen ''Sjukvaardpartiet'' ile feministlerin ''Feministisk initiativ'' adlı siyasi partilerden sonra ''korsanlar'' bu zincirin son halkası oldu
Kurt resimleri sizde eklerseniz sevinirim.
2/3/2009 · Kategori: Kultur
Altay Dağları'nda yaşayan Hun Türkleri, gülen ya da kızan Kurt heykelleri yaparlardı. Büyük Hun Devleti'ni kuran Türk boyları daha çok Altay Dağları ile bu dağların güneybatısında yayılmışlardı; bu boylar ileride Kök Türk devletini kuracaklardır. Altay Dağları'nın, özellikle batı bölümlerinde bulunan kurganlarda, ağaçtan ve madenden yapılmış birçok kurt heykelciği ele geçmiştir. Bu heykelciklerin çoğu, dizgin ve eğerlere süs olmak için yapılmışlardır. Bu kurt heykelleri, doğal bir üslupla yapılmış olup gerçek bir kurdun fizyonomisini tam olarak yansıtmaktadırlar. Bu kurtların kimileri gülümsemektedirler. Bu kurt heykelcikleri, sıradan bir hayvan heykeli değildir. Onları yapan sanatçılar, kurtların yüz ve duruşlarına bir insan tavrı vermiş ve bu kurtları adeta kişileştirmişlerdir.
Bu kurtların bazıları ise korkunç görünüşlüdür. Büyük dişleri, korkutucu yüz ve göz hareketleri vardır. Kurt, insanlarca bazan korkunç olarak düşünülmüştür. Ama, Türk efsanelerinde görüldüğü üzere kurt, bu bölgelerde yaşayanların ata olarak da kabul ettikleri bir varlıktır. İşte, gülen ve şefkatle bakan kurt heykelleri bu bölge halklarının ataları olmalıdırlar.
Türkler'in kurttan türeyişi ile ilgili efsaneler ilk kez Kök Türkler zamanında görülmez. Bundan çok önceki çağlarda, mesela Asya Hun Hakanlığı döneminde bile, Türkler arasında böyle kurttan türeme efsaneleri vardı. Hunlar zamanında Batı Türkistan'da Büyük Hun Devleti'ne bağlı olarak yaşayan Usun Türkleri'nin de bir kurttan türeme efsanesi vardır. Bu efsane Çin tarihlerinde kayıtlı olup Usun Türkleri'nin hükümdar soyu ile ilgilidir. Fakat bu efsane, Kök Türk efsaneleri gibi köklü görünmemektedir. Usun Türkleri'nin kurttan türeme efsaneleri özetle şöyledir:
...Zamanın birinde, Usun Türkleri'nin ''Kunmo'' sanını taşıyan bir hanları vardı. Bu hân, Hun Devleti'nin batısında Hunlar'a bağlı olarak hüküm sürerdi. Hunlar ile Usunlar arasında savaş çıktı. Bir Hun saldırısında Kunmo'nun babası öldü. O sıralarda Kunmo çok küçüktü; daha yeni doğmuştu. Hun hükümdarı, Kunmo'nun çöle atılmasını, ölüm-kalımının kendi yazgısına bırakılmasını emretti. Çocuk çöle bırakıldı. Çölde emeklerken bir karga üzerinde dolaşmağa başladı ve gagasında tuttuğu eti yavaşça yaklaşarak ona verdi; sonra uzaklaşıp gitti. Kuşlar da çocuğu sineklerden korumakta idi. Sonra dişi bir kurt geldi; memesini çocuğun ağzına vererek onu emzirdi, sütü ile besledi. Bütün bu olanları gören Hun hükümdarı şaşırdı; çocuğun kutsal bir yavru olduğunu anladı. Çocuğu alıp adamlarına verdi; iyi bir bakımla büyütülmesini buyurdu. Çocuk büyüyerek yahşı bir yiğit oldu. Hun kaganı da, onu ordularından birine komutan yaptı. Gittikçe gelişen ve başarılar kazanan Kunmo'ya gönül bağlayan Hun kaganı, babasının eski devletini ona vererek Kunmo'yu Usun Türkleri'nin başına han olarak atadı...
Kök Türkler'in kurttan türeyiş efsanelerinin sonucunda bir cihan imparatorluğu ortaya çıkar. Ama yukarıda verilen Usun efsanesinde, Hun Kaganlığı'na bağlı küçük bir kıral vardır. Kıral, Hun imparatorunca cezalandırılmıştır. Ve sonradan, kıralın çocuğu yetiştirilerek babasının ülkesine yönetici olarak atanmıştır.
Çin tarihlerinin yazdıkları bu kayıttan anlıyoruz ki, Kök Türkler'in kurttan türeyişlerine benzer efsaneler, MÖ'ki yıllarda da söyleniyor ve bütün Türk boylarınca bunlara inanılıyordu. Bu tür efsaneler Türkler arasında o denli yayılmıştı ki, Çin tarihleri Türkler'den bahsederken, hemen bir kurttan türeme efsanesinden dem vuruyorlardı. Hun çağının yukarıda anlatılan bu kurt efsanesi, biçim olarak daha çok Kök Türk efsanelerine yakındır. Zaten Kök Türkler de -yerli ve yabancı tarih kaynaklarının da belirttiği üzere- Hunların soyundan gelirler ve kendileri de Hunlar'ın Orta Asya'daki mirasçıları olarak yaşamış ve davranmışlardır.
Avrupa'da büyük ve güçlü bir devlet kurmuş olan Batı Hunları'nda da Bozkurt ile ilgili malzemeler yer alır. Hun Türkler'i Avrupa'ya geldikten sonra -özellikle Cermenler'de- kimi yeni kurt efsaneleri görülmeğe başlanmıştır. Fakat Türkler'in kurt efsanelerinin motifleri, Romalılar'da bulunan kurt efsanesine aykırı düştüğü için, Batı Hun Türkleri ile Avrupa'ya gelen kurt efsaneleri daha çok Cermenler tarafından benimsenmiştir. Cermen kavimleri, büyük Batı Hun hakanı Attila'nın yüzünün bir kurda benzediğini söylerlerdi.





Aria Giovanni [Dikkat: Çok Sexy!]
2/3/2009 · Kategori: Kultur
« Önceki ::










































































